اَلْهٰيكُمُ التَّكَاثُرُۙ
(Mal, mülk ve servette) Çoklukla övünmek, sizi 'tutkuyla oyalayıp, kendinizden geçirdi.'
حَتّٰى زُرْتُمُ الْمَقَابِرَۜ
Öyle ki (bu,) mezarı ziyaretinize (kabre gidişinize, ölümünüze) kadar sürdü.
كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَۙ
Hayır; ileride bileceksiniz.
ثُمَّ كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَۜ
Yine hayır; ileride bileceksiniz.
كَلَّا لَوْ تَعْلَمُونَ عِلْمَ الْيَق۪ينِۜ
Hayır; eğer siz kesin bir bilgiyle bilmiş olsaydınız,
لَتَرَوُنَّ الْجَح۪يمَۙ
Andolsun, o çılgınca yanan ateşi de elbette görecektiniz.
ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَيْنَ الْيَق۪ينِۙ
Sonra onu, gerçekten yakin gözüyle (Ayne'l Yakin) görmüş olacaksınız.
ثُمَّ لَتُسْـَٔلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّع۪يمِ
Sonra o gün, nimetten sorguya çekileceksiniz.