وَيْلٌ لِكُلِّ هُمَزَةٍ لُمَزَةٍۨۙ
Arkadan çekiştirip duran, kaş göz hareketleriyle alay eden her kişinin vay haline;
اَلَّذ۪ي جَمَعَ مَالاً وَعَدَّدَهُۙ
Ki o, mal yığıp biriktiren ve onu saydıkça sayandır.
يَحْسَبُ اَنَّ مَالَهُٓ اَخْلَدَهُۚ
Gerçekten malının kendisini ebedi kılacağını sanıyor.
كَلَّا لَيُنْبَذَنَّ فِي الْحُطَمَةِۘ
Hayır; andolsun o, 'hutame'ye atılacaktır.
وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا الْحُطَمَةُۜ
"Hutame"nin ne olduğunu sana bildiren nedir?
نَارُ اللّٰهِ الْمُوقَدَةُۙ
Allah'ın tutuşturulmuş ateşidir.
اَلَّت۪ي تَطَّلِعُ عَلَى الْاَفْـِٔدَةِۜ
Ki o, yüreklerin üstüne tırmanıp çıkar.
اِنَّهَا عَلَيْهِمْ مُؤْصَدَةٌۙ
O, onların üzerine kilitlenecektir;
ف۪ي عَمَدٍ مُمَدَّدَةٍ
(Kendileri de) Dikilip yükseltilmiş sütunlarda (bağlanacaklardır).