وَالْعَـادِيَاتِ ضَبْـحاًۙ
Soluk soluğa koşan (at)lara andolsun,
فَالْمُـورِيَاتِ قَـدْحاًۙ
(Tırnaklarıyla) Ateş saçanlara,
فَالْمُغ۪يرَاتِ صُبْحاًۙ
Sabah vakti baskın yapanlara.
فَاَثَرْنَ بِه۪ نَقْعاًۙ
Derken, orada tozu dumana katanlara,
فَوَسَطْنَ بِه۪ جَمْعاًۙ
Bununla bir (düşman) topluluğun orta yerine kadar dalanlara.
اِنَّ الْاِنْسَانَ لِرَبِّه۪ لَكَنُودٌۚ
Gerçekten insan, Rabbine karşı nankördür.
وَاِنَّهُ عَلٰى ذٰلِكَ لَشَه۪يدٌۚ
Ve gerçekten, kendisi buna şahiddir.
وَاِنَّهُ لِحُبِّ الْخَيْرِ لَشَد۪يدٌۜ
Muhakkak o, mal sevgisinden dolayı (bencil ve cimri tutumundan) çok katıdır.
اَفَلَا يَعْلَمُ اِذَا بُعْثِرَ مَا فِي الْقُبُورِۙ
Yine de bilmeyecek mi? Kabirlerde olanların 'deşilip dışa atıldığı,'
وَحُصِّلَ مَا فِي الصُّدُورِۙ
Göğüslerde olanların derlenip devşirildiği zamanı?
اِنَّ رَبَّهُمْ بِهِمْ يَوْمَئِذٍ لَخَب۪يرٌ
Şüphesiz, o gün Rableri, kendilerinden gerçekten haberdardır.